TSRS 2’ye Göre İklim Senaryosu Tasarlarken Dikkat Edilecek 7 Metodolojik Nokta
- 13 Ara 2025
- 7 dakikada okunur
İklimle ilgili risk ve fırsatların şirketlerin iş modeli, değer zinciri ve finansal tabloları üzerindeki etkilerini anlamaya yönelik senaryo analizi, TSRS 2 kapsamında raporlamanın omurgasını oluşturan bir birleşendir.
Aşağıdaki metodolojik çerçeve, TSRS 2 ve IFRS S2 ile uyumlu bir senaryo analizinin nasıl kurgulanabileceğine ilişkin yapılandırılmış bir yaklaşım sunmaktadır.

1. Analiz Alanının ve Kurumsal Sınırların Tanımlanması
Metodolojik olarak ilk adım, senaryo analizinin neyi kapsadığını açık biçimde tanımlamaktır. Bu aşamada cevaplanması gereken temel sorular şunlardır:
Hangi iklimle ilişkili risk türleri analize dahil edilecektir?
Fiziksel riskler (sel, su kıtlığı, sıcak dalgaları, orman yangınları vb.)
Geçiş riskleri (karbon fiyatlaması, mevzuat değişiklikleri, teknoloji dönüşümü, talep kayması vb.)
Kurumsal sınırlar nasıl belirlenmiştir?
Yalnızca konsolide edilen şirketler mi, belirli iş birimleri mi, belirli tesisler mi kapsama alınacaktır?
Değer zincirinin hangi halkaları, hangi gerekçeyle bu analize dahil edilmiştir?
Hammadde tedariki, üretim, lojistik, dağıtım, kullanım aşaması, nihai bertaraf vb.
Bu aşamada yapılan tanım, hem TSRS 1 kapsamındaki raporlama sınırlarıyla hem de şirketin mevcut risk envanteri ve iç kontrol yapısıyla uyumlu olmalıdır. Böylelikle senaryo analizi, kurumun genel risk yönetimi çerçevesinin dışında duran “paralel bir çalışma” yerine, o çerçevenin üzerinde çalıştığı bir katman haline gelir.
2. Senaryo Setinin Seçilmesi ve Gerekçelendirilmesi
İkinci adım, kullanılacak iklim ve geçiş senaryolarının bilinçli ve gerekçeli biçimde seçilmesidir. Uygulamada şu unsurlar kritik önem taşır:
En az bir senaryonun küresel iklim politikalarıyla uyumlu, düşük emisyon yolunu temsil etmesi (örneğin 1,5–2°C ile uyumlu bir yol)
Karşılaştırma için orta veya yüksek emisyon yolunu temsil eden bir senaryonun kullanılması
Senaryoların, şirketin faaliyet gösterdiği coğrafya ve sektör açısından anlamlı iklim etki sürücüleri üretip üretmediğinin değerlendirilmesi
Seçilen senaryoların kaynağının, kapsamının ve ana varsayımlarının dokümante edilmesi
Bu aşamada, bilimsel iklim senaryoları ile finansal/ekonomik senaryolar arasındaki farkın açık olması önemlidir. İklim senaryoları (RCP/SSP vb.), fiziksel iklim koşullarının olası evrimini tanımlarken; finansal ve ekonomik senaryolar (örneğin NGFS senaryoları), bu iklim koşullarının makroekonomik, sektörel ve finansal yansımalarını modellemektedir. Kurumsal senaryo çalışması, çoğu zaman bu iki katmandan da girdi almalıdır.
3. Zaman Ufuklarının Belirlenmesi ve Stratejik Planlama ile Uyum
TSRS 2 ve IFRS S2, “kısa, orta ve uzun vade” kavramlarının soyut biçimde kullanılmasından ziyade, işletmenin kendi planlama ufuklarıyla nicel olarak tanımlanmasını bekler. Bu nedenle:
Kısa vade, genellikle mevcut bütçe ve iş planı dönemlerini kapsayan (örneğin 0–3 yıl)
Orta vade, yatırım ve kapasite planlaması perspektifini (örneğin 3–10 yıl)
Uzun vade ise iş modelinin yapısal dönüşümünü ve varlık ömrünü (örneğin 10 yıl ve üzeri)
yansıtacak şekilde tanımlanmalı ve bu tanım, şirket dokümanlarında kullanılan stratejik planlama ufukları ile uyumlu olmalıdır.
Zaman ufuklarının bu şekilde açık ve tutarlı biçimde tanımlanması, senaryo analizinin:
Sadece uzun vadeli “2050 vizyonu” tartışmasına dönüşmesini engeller,
Kısa–orta vadede finansal tablolar üzerinde fiilen etkili olabilecek risk ve fırsatları görünür kılar,
Hangi dönemde hangi tür aksiyonların (adaptasyon yatırımları, kapasite değişikliği, ürün portföyü dönüşümü vb.) gündeme gelmesi gerektiğini netleştirir.
4. İklimsel Etki Faktörlerinin İş Modeli ve Değer Zinciri ile Eşleştirilmesi
Senaryo analizi, iklim bilimi ile şirketin iş modelini buluşturan aşamada gerçek anlamda değer kazanır. Bu nedenle, iklim projeksiyonlarından elde edilen iklimsel etki faktörlerinin (climatic impact drivers) şirketin somut faaliyetleri, varlıkları ve değer zinciri halkalarıyla sistematik biçimde eşleştirilmesi gerekir.
İklimsel etki faktörleri; sıcaklık, yağış, su stresi, sel ve taşkın riski, deniz seviyesi yükselmesi, aşırı hava olayları sıklığı gibi göstergeleri kapsar. Bu göstergeler, tek başlarına “risk”i değil, riskin iklimsel bileşenini temsil eder. Kurumsal senaryo çalışmasının amacı, bu iklimsel bileşeni; hangi varlıklar, hangi tesisler, hangi tedarikçiler ve hangi süreçler üzerinde ne tür sonuçlar doğurabileceği çerçevesinde okumaktır.
Tehlike Risk Değildir – IPCC Risk Çerçevesi
IPCC’nin risk tanımı, senaryo analizi çıktılarının doğru yorumlanması açısından kritik bir referans noktası sunar. AR6 çerçevesine göre iklimle ilişkili risk, üç bileşenin etkileşimi olarak tanımlanır:
Risk = Tehlike (hazard) × Maruziyet (exposure) × Kırılganlık (vulnerability)
Bu bağlamda:
Tehlike (hazard), iklim değişikliğiyle ilişkili olay veya süreçtir; örneğin nehir taşkınları, aşırı yağış, uzun süreli kuraklık, sıcak hava dalgaları, fırtınalar veya deniz seviyesindeki yükselme.
Maruziyet (exposure), bu tehlikelere fiziksel olarak maruz kalan varlıkları ve faaliyetleri ifade eder; belirli bir taşkın ovasındaki üretim tesisi, aynı havzadaki tedarikçiler, kritik lojistik merkezleri veya yoğun müşteri kümeleri gibi.
Kırılganlık (vulnerability) ise maruz kalan varlıkların bu tehlike karşısındaki duyarlılığını ve uyum kapasitesini belirtir; örneğin tesis altyapısının dayanıklılık seviyesi, sel koruma önlemlerinin varlığı, alternatif tedarik kanallarının bulunup bulunmaması, sigorta kapsamı ve acil durum planlarının yeterliliği.
Bu nedenle tehlike tek başına risk değildir.
Belirli bir bölgede sel sıklığının artması güçlü bir tehlike sinyali olabilir; ancak şirketin bu bölgede herhangi bir tesisi, tedarikçisi veya kritik varlığı yoksa, kurumsal düzeyde risk sınırlı kalacaktır.
Buna karşılık, nispeten orta düzeyde görünen bir tehlike bile; yüksek maruziyet (çok sayıda tesis, tedarikçi, dağıtım merkezi) ve yüksek kırılganlık (zayıf altyapı, yetersiz sigorta, alternatif tedarik eksikliği) ile birleştiğinde, finansal olarak son derece önemli bir risk haline gelebilir.
TSRS 2 kapsamındaki senaryo analizinde bu çerçeve, iklim projeksiyonlarından gelen “tehlike sinyalinin” iş modeline ve finansal etkilere dönüştürülmesinde pratik bir rehber sunar. Analiz; her bir tehlikenin:
Hangi varlıklara ve süreçlere maruziyet yarattığını,
Bu varlıkların kırılganlık düzeyini ve mevcut kontrol mekanizmalarını,
Sonuçta ortaya çıkan risk seviyesini ve potansiyel finansal etkiyi
ortaya koyacak şekilde kurgulanmalıdır.
5. Etki Faktörleri ile İş Modeli Arasındaki Eşleştirme
Bu çerçeveyi şirket özelinde somutlaştırmak için, iklimsel etki faktörleri ile iş modeli bileşenleri arasında sistematik bir eşleştirme yapılması gerekir. Uygulamada bu aşama genellikle aşağıdaki adımlar üzerinden ilerler:
Öncelikle, ilgili coğrafyalar için RCP/SSP veya benzeri senaryolara dayalı iklim göstergeleri belirlenir:
Ortalama ve uç sıcaklıklar,
Toplam yağış ve yağış rejimi değişiklikleri,
Kuraklık ve su stresi endeksleri,
Sel ve taşkın sıklığı / şiddeti,
Rüzgar, fırtına ve diğer aşırı olay göstergeleri.
Ardından, bu göstergelerin şirketin somut iş modeli unsurlarıyla ilişkisi kurulmalıdır. Örneğin:
Yüksek sıcaklık artışı; belirli üretim hatlarında verimlilik kaybı, iş sağlığı ve güvenliği riskleri, soğutma yükünde artış,
Su stresi; belirli tesislerde üretim kapasitesinin sınırlandırılması, su temini için ek maliyetler, izinlere ve tahsislere bağlı üretim riski,
Sel riski; belirli lokasyonlarda faaliyet kesintisi, stok ve ekipmanın zarar görmesi, lojistik gecikmeler.
Bu eşleştirme, pratikte “iklimsel etki faktörü × varlık / süreç × değer zinciri halkası” mantığında matrisler ve haritalar üzerinden yürütülebilir. Örneğin:
Tesis bazlı risk haritaları,
Tedarikçi ve lojistik güzergahlarının iklim tehlikeleriyle çakıştırıldığı coğrafi bilgi sistemleri,
Ürün veya iş birimi bazında iklim etki profilleri.
Değer Zinciri Perspektifi
İklimsel etki faktörlerinin şirketin değer zinciri ile eşleştirilmesi de ayrı bir önem taşır. Çünkü pek çok sektörde iklimle ilgili risk ve fırsatların önemli bir kısmı, doğrudan şirketin kendi operasyonlarından ziyade:
Hammadde tedarik zincirinde,
Sözleşmeli üretim ve taşeron faaliyetlerinde,
Dağıtım ve lojistik ağında,
Nihai ürünün kullanım ve bertaraf aşamalarında
ortaya çıkmaktadır.
Bu nedenle TSRS 2 uyumlu bir senaryo çalışması, sadece şirketin kendi tesislerini değil, “değer zinciri boyunca risk transferi ve yoğunlaşmasını” da dikkate alan bir çerçeveyle yürütülmelidir. Örneğin:
Kuraklık ve su stresi, bir gıda şirketi için öncelikle tarımsal hammadde üreticilerini etkileyebilir; bu etki, ilerleyen dönemde fiyat dalgalanması, arz kesintisi ve ürün portföyü revizyonu yoluyla şirkete yansır.
Karbon fiyatlaması ve ürün emisyon performansına dayalı regülasyonlar (örneğin sınırda karbon düzenlemeleri), üretim tesisleri kadar, yüksek emisyonlu girdiler sağlayan tedarikçilerin maliyet yapısı üzerinden de risk yaratabilir.
Bu tür zincirleme mekanizmaların ortaya konması, senaryo analizinin sonuçlarını TSRS 2 kapsamında yapılacak strateji, risk yönetimi ve finansal etki açıklamalarıyla uyumlu hale getirir.
Sonuç olarak bu aşama, iklim projeksiyonlarından elde edilen etki faktörlerini; iş modeli, varlıklar ve değer zinciri üzerinden okunabilir, önceliklendirilebilir ve nihayetinde finansal olarak değerlendirilebilir risk profillerine dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Bu çerçeve kullanılmadığında, senaryo analizi çoğu zaman yalnızca sıcaklık ve yağış grafikleri ile sınırlı, kurumsal karar süreçlerinden kopuk bir teknik egzersiz olarak kalmaktadır.
6. Finansal Etki Analizi ve Belirsizliklerin Yönetimi
Finansal etki analizi, senaryo çalışmasının TSRS 1 ve TSRS 2 bağlamında “karar faydası olan bilgi”ye dönüşmesini sağlayan kritik bileşendir. Burada ana amaç, iklimle ilişkili risk ve fırsatların:
Hangi finansal kalemler üzerinden izlenebileceğini,
Bu kalemler üzerinde ne tür bir değişim yönü ve büyüklüğü doğurabileceğini,
Bu etkinin hangi koşullarda önemli (material) kabul edileceğini
analitik olarak ortaya koymaktır.
Uygulamada, senaryo bazlı finansal etki analizi için şu adımlar izlenebilir:
Etkilenen finansal kalemlerin tanımlanması
Satılan malın maliyeti (enerji, hammadde, su maliyetleri vb.)
Brüt kar marjı
Faaliyet giderleri (adaptasyon ve uyum maliyetleri, denetim/raporlama maliyetleri vb.)
Yatırım harcamaları (CAPEX, retrofit, yeni teknoloji yatırımları)
Nakit akışları ve finansman maliyetleri
Büyüklük ve aralık yaklaşımı
Nicel modelleme imkanı olan durumlarda, farklı senaryolar için belirli bir referans yıla göre yüzde veya tutar bazlı değişim aralıkları (örneğin “enerji maliyeti +%x ila +%y”) hesaplanabilir. Daha niteliksel çalışmalarda dahi, etki düzeyinin düşük/orta/yüksek gibi sınıflandırmalarla ve bunları tanımlayan eşiklerle belirtilmesi beklenir.
Belirsizlik ve varsayımların dokümantasyonu
Kullanılan fiyat, talep, verimlilik, politika vb. varsayımlar; hangi kaynağa dayandıkları, hangi tarihte geçerli oldukları ve hangi belirsizlik aralıklarıyla ilişkilendirildikleri açıkça dokümante edilmelidir. Bu sayede hem denetim sürecinde hem de raporun sonraki dönemlerde güncellenmesinde tutarlılık sağlanır.
Finansal etki analizi, senaryo çalışmasını “iklim verisi” düzeyinden “finansal karar desteği” düzeyine taşıyan aşamadır; bu nedenle hem finans hem risk yönetimi hem de sürdürülebilirlik fonksiyonlarının ortak çalışmasını gerektirir.
7. Etki Önemliliği ve Senaryo Analizinin Kesişimi
TSRS 1 ve TSRS 2, açıklamaların kapsamını belirlerken, kullanıcıların ekonomik kararları açısından önemli (material) olan risk ve fırsatlara odaklanan bir etki önemliliği (impact materiality) yaklaşımını esas alır. Senaryo analizi, iklimle ilişkili risk ve fırsatların hangi koşullarda ve hangi büyüklükte finansal olarak önemli hale gelebileceğini sistematik biçimde ortaya koyduğu için, önemlilik değerlendirmesi ile doğrudan kesişen bir araçtır.
Senaryo analizinin etki önemliliği değerlendirmesine katkısı şu boyutlarda öne çıkar:
Büyüklük (magnitude)
Farklı senaryolarda belirli risklerin, belirli finansal kalemlerde ne düzeyde değişim yaratabileceğine ilişkin aralıkların belirlenmesi, bu etkilerin kurum içi önemlilik eşikleriyle (örneğin belirli bir yüzde veya parasal tutar) karşılaştırılmasına olanak tanır. Böylece “önemli etki”nin sadece nitel bir yargı olarak değil, senaryo bazlı bir analiz çıktısı olarak tanımlanması mümkün olur.
Olasılık ve zamanlama (likelihood & timing)
Senaryo analizi, belirli risklerin hangi zaman ufuklarında ortaya çıkma olasılığının arttığını veya etkilerinin yoğunlaştığını ortaya koyar. Kısa vadede sınırlı görünen bazı etkiler, orta–uzun vadede işletmenin stratejisini veya iş modelini yeniden düşünmesini gerektirecek düzeyde önemli hale gelebilir. Bu dinamik, özellikle uzun varlık ömrüne sahip sabit kıymetler ve altyapı yatırımları için kritik önemdedir.
Yoğunlaşma (concentration) ve karşı taraf riski
Belirli coğrafyalarda, tedarikçilerde veya müşterilerde yoğunlaşan iklim riskleri, aynı senaryo altında birden fazla finansal kalemi eş zamanlı etkileyebilir. Senaryo analizi, bu tür yoğunlaşmaları görünür kılarak, etki önemliliği değerlendirmesinde yalnızca tekil kalemler üzerinden değil, bütünleşik risk profili üzerinden bakış geliştirilmesini sağlar.
Bu bakış açısı, iklimle ilgili risklerin genel risk yönetimi çerçevesine entegrasyonuna ilişkin uluslararası standartların beklentisiyle uyumludur: risklerin sistematik biçimde tanımlanması, olasılık–etki temelinde önceliklendirilmesi, sorumlu birimlerin ve izleme sıklığının belirlenmesi ve tüm sürecin iç kontrol ve raporlama mekanizmalarıyla tutarlı biçimde işletilmesi.


